AMBALAJ  HAKKINDA

Ambalaj, bir ürünün üreticiden tüketiciye kadar uzanan dağıtım zincirinde güvenli ulaşımının sağlanabilmesi için kullanılan koruyucu araçların tümü olarak tanımlanabilir. Ambalaj, ürünü depolama, nakliye, teşhir ve kullanım içeren tüm yaşam süresi boyunca, ekonomik ve çevreye duyarlı olarak korur, barındırır, sunar, ürüne uygunluk ve kolaylık sağlar. Ambalaj sektörü, ülkemizin başta gıda maddeleri, boya, yapı kimyasalları, madeni yağlar ve tekstil gibi birçok ürünün yurt içi ve yurt dışı satışlarında temel bir rol oynamaktadır.

Ambalaj, özellikle dayanıksız tüketim mallarının üretimi, satışı ve dağıtımındaki gelişmelerin her aşamasında devreye girmektedir. 2000?li yıllardan sonra süper marketlerin artışı, şehirleşme hareketleri, turistik tesislerin yaygınlaşması, ambalajlı gıda tüketim kültürünün tüm dünyaya yayılması, genel ekonomik canlılık ve büyüme hızı gibi faktörlerin bileşkesi olarak ambalaj sektörü gelişmiştir.

Günümüz koşullarında bir firmanın sektörde uzun süreli yaşaması için stratejik planlarını çok iyi belirlemesi gerekir. Ürünlerinin satış sırasında göze çarpması ve tüketici tarafından beğenilmesi gerekir. Bu da ürünün rakip ürünler arasında sıyrılması ile mümkün olur. Ambalaj, tüketici tarafından tanınmayı sağlayacak marka ve ürün kimliklerini oluşturur, böylece deneme ve tekrar satın almayı teşvik eder. Pazarlamacılar tüketici için ürünün, ambalaj olduğunu savunmaktadırlar. Üreticiler pazar payından yüksek dilimi alabilmek için ambalajı güçlü bir satış silahına dönüştürmek ve rekabette bir avantaj sağlamak zorundadır.

İLK TENEKE AMBALAJ

Eski çağlardan itibaren önce altın ve gümüş gibi kutular şeklinde karşımıza çıkan daha sonra güçlü alaşımlar ve kaplamalarla hayat bulan metal ambalajlar günümüzde de birçok ürün için kullanıma kadar koruma görevini üstleniyor.

Teneke plakanın üretimi M.S. bin 200 yılında Bohemya’da keşfedilirken teneke ile kaplı konserve kutuları 14 üncü yüzyılın başlarında Bavyera’da biliniyordu. Kaplama teknolojisi 1600 lere kadar bir sır olarak saklanırken bu tekniği çalan Duxe Saxony, 19 uncu yüzyılda Fransa, İngiltere ve tüm Avrupa boyunca bu tekniği ilerletiyor. William Underwood’un prosesi ABD ye iletmesinin ardından demirin yerini, kalite ve üretimi artıran çelik alıyor.

Sene 1795 Fransa’da Dönemin Napolyon Hükümeti ordunun yiyeceklerini muhafaza etmesi için 12.000 franklık bir teklif sundu.

Sene 1809 Nicholas Appert, sterilizasyon ile Fransa Hükümetinin istediği muhafaza yöntemini geliştirerek konserveciliğin babası olarak tarihe geçti.

Sene 1810 Peter Durand İngiltere Kralı III George dan kaplamalı demir kullanarak patent aldı.

Sene 1812 Nicholas Appert in “Bütün EV işleri için” isimli kitabı diğer dillere çevrilerek New Yorkta basıldı.

Sene 1818 Peter Durand America yı kalaylı teneke kutu ile tanıştırdı

Sene 1819 Thomas Kensett, ve Ezra Dagget New York’a istiridye, meyve, sebze ve ET konservesi getirdiler.

Sene 1825 Kensett kalaylı teneke kutunun patentini aldı

Sene 1847 Amerikalı Allen Taylor, makine ile teneke kutu üretmeye başladı.

Sene 1849 Henry Evans sarkaç pres ve metal kalıp yardımı ile teneke kutuyu tek bir işlemle üretmeyi başararak patentini aldı. Böylece bir saatte üretilen 5 – 6 adet kutu 50 -60-sayısına ulaştı.

Sene 1856 Gail Borden “condensed milk” ürünü ile patent aldı.

Sene 1866 E. M. Lang döküm yada lehim kullanarak kutularda conta kullanmaya başladı.

Sene 1880-1890 İlk otomatik teneke kutu imalatı gerçekleştirildi ve üretim büyük oranda arttı.

Sene 1898 George W. Cobb Preserving Firması tarafından steril teneke kutu üretimi gerçekleştirildi.

Sene 1914 Sürekli fırınlama sistemi kullanılmaya başlandı.

Sene 1921 Kutu kaplamalarında çinko oksit ve diğer çinko bileşikleri kullanılmaya başlandı. Böylece kutu kararmalarının önüne geçildi.

Sene 1922 Eric Rotheim, İsveçli tarafından modern aerosol kutusu kullanıimaya başlandı.

Sene 1940 Karbonatlı alkolsüz içeceklerde teneke kutu kullanılmaya başlandı

Sene 1955 Teneke kutu Nevada Güvenlik Bölgesinde testlere tabi tutuldu. Teneke kutunun Gıdanın güvenliğini sağladığı kanıtlandı.

Sene 1957 Alüminyum metal ambalajlarda kullanılmaya başlandı.

Sene 1960 Kolay açılır kapak uygulaması faaliyete geçti.

Sene 1965 Kalaysız teneke kutu üretimi faaliyete geçti

Sene 1964 İki parçalı teneke kutu üretimi faaliyete geçti. Metal kullanımı azaltıldı

Sene 1965 İçecekler alüminyum kutularda üretilmeye başlandı.

Sene 1972 Alüminyum kutulu içeceklerde Multi-paketleme sistemi kullanılmaya başlandı.

Sene 1985 Alüminyum kutu, pazarı hareketlendirdi.

Sene 1985 Uzaya giden astronotlara içecekleri teneke kutu içerisinde verildi

Sene 1991 Teknoloji ilerledikçe Alüminyum içecek kutularında taban ölçüleri küçülmeye başlandı. “206” dan “204” “202” düşürüldü.

Günümüze gelene kadar birçok aşamalardan geçen her dönem kendisini yenileyen metal ambalajlar artık kullanırlılık açısından da rahatlığı beraberinde sunuyor.

METAL AMBALAJIN ÖNEMİ

Metal kutular çürüyüp bozulan gıdaların korunması için kullanılan ambalajlardır. Ayrıca boya, kimyevi maddeler gibi gıda dışı ürünlerin ambalajlanmasında da kullanılır. İçine konulan ürünlerin bozulmaması için çeşitli organik kaplamalar geliştirilmiştir.

Metal kutu üretiminde en çok kullanılan malzeme çeliktir. Farklı tip çelik levhalardan üretilen metal kutular, çeşitli ürünlerin ambalajı olarak kullanılır. Alüminyumdan üretilen metal kutular hem gazlı, hem de gazsız içeceklerin ambalajı olarak kullanılır.

Metal kutuların avantajlarını; ışık, hava ve suya karşı güçlü bir bariyer oluşturması, böceklere ve kemirgenlere karşı yeterli derecede sağlam ve dayanıklı olması, sterilizasyon için ısıtabilme ve hemen soğutma yapılabilmesi, uygun laklar kullanılarak gerekli şekilde işleme tabi tutulmuş ise içindeki ürün ile zararlı reaksiyona girmemesi, doğada en kolay yok olan malzeme olması olarak sıralayabiliriz.

AMBALAJ ÇEŞİTLERİ

Ticari olarak ambalajın üç tipi vardır: Herhangi bir ürünü nihai kullanıcıya veya tüketiciye ulaştıran satış noktasında kullanılan ambalaj satış ambalajıdır. Satış ambalajı bir satış birimidir ve ürünle birlikte satın alınır. Birden fazla satış ambalajını bir arada tutan, üründen ayrıldığında ürünün özelliğini değiştirmeyen ambalaj ise dış ambalaj olarak tanımlanır. Satış ve dış ambalajın depolanması ve taşınması işlemleri sırasında zarar görmesini engelleyen, bu işleri kolaylaştıran ambalaja ise nakliye ambalajı denir. Her üç ambalajın da sektörlerde önemli bir yeri olmasına karşın satış ambalajının niteliği son derece önemlidir.

AMBALAJDA ETİKETİN ÖNEMİ

Ürünün etiketi bir ürünün pazarda tutmasında çok büyük etkiye sahip olabilmektedir. Etiketiniz üzerinde kullanabileceğiniz her türlü yazı ve resim ürününüz için büyük bir fırsat olabileceği gibi bütün ürünün pazarını berbat edebilecek negatif bir güce de sahiptir. Etiketin üzerinde kullanacağınız her türlü şey (isim, renk, sembol, resim gibi?) sıkı bir araştırma sonucunda etiketin üzerine konmalıdır.

Yapacağınız en büyük hata benim etiketim iyidir ben çok severim, aynısını kullanıverelim ne olacak demenizdir. Yapacağınız araştırmada kullandığınız ismin o ülkede ne anlama geldiğini bile çok iyi araştırmalısınız. Şu örneklere bir bakın lütfen:

>>General Motors firması, İngilizcede yıldız anlamına gelen Nova adlı modelini, Latin Amerika’da da aynı isimle kullanmayı düşündü. Ancak Latin Amerika halkı arabanın adını ‘no va’ diye söylemeye başladı. İspanyolcada ‘no va’, ‘gitmeyen, yürümeyen’ anlamına geliyordu.

>>Coca Cola mümkün olan her yerde global markasını kullanmaya çalışır. Ancak Almanca ve İtalyancada Diet Kola’daki “diet” kelimesinin hastalıkla ilişkili bir anlamı olduğunu fark ettikten sonra, Amerika dışında kullandığı ismi Coca Cola Light olarak değiştirdi.

>>Mars firması İngiltere’de, Marathon adlı şekerinin adını, dünyanın diğer yerlerinde kullanılan ve ünlü bir marka olan Snickers olarak değiştirmek için yıllarca düşündü, çünkü İngilizcede telaffuz benzerliği olan “knickers” kelimesi bayanların kullandığı iç çamaşırı anlamına geliyordu.

>>İngilizcede yanlış telaffuz edilebileceğinden korkarak Bic firmasının sahibi Marcel Bich, Bic kalemlerinin marka isminden, kendi ismindeki ?H? harfini kaldırdı.

>>Perrier firmasının ünlü Fransız içeceği Pschitt, İngilizcede telaffuz edildiğinde iştah kaçırıcı bir anlama geliyor.

>>Ya da renkler açısından değerlendirecek olursak, beyaz Japonya’da ölümü simgelerken, yeşil Suudi Arabistan’da sevilen bir renktir.

Bunların yanında bir de etiketler üzerinde sağlık ve tüketici kanunları açısından bulunması gereken yazı ve işaretler vardır ki, bunlar bazı ülkelerin tüketicileri açısından satın almada büyük bir etkendir. Ülkemizde bir ürünün çevreye saygılı olması henüz pek bir şey ifade etmiyor belki çoğumuz açısından, ancak bir Avrupa ülkesinde bu bir seçim kriteridir ve bu meziyet sizin ürününüzde yoksa ve rakibinizinkinde varsa?

Çoğu zaman zaten ülke kanunları tarafından zorunlu kılınmakla birlikte, etiketin üzerindeki bilgilerin o ülkenin ana dilinde olması her zaman sizin yararınızadır. Özellikle gıda ürünlerinde ürünün içerdiği maddeleri ayrıntılı bir şekilde yazmak ve sahip olunan belge garantilerini eklemek tüketici açısından henüz tanımadığı bir ürüne güvenmesi açısından etkili olabilir. Bu tür etkiler tüketicinin çok bilinçli olduğu Avrupa pazarlarında önemli olduğu kadar, her türlü pazarda size avantaj sağlayacak unsurlardır.

Etikette yer alacak markanız da çok önemlidir ve kesin olarak içinde var olacağınız pazarda tescillenmesi gerekir. Bu hem marka saygınlığınız açısından önemlidir, hem de sizi yabancı ülkelerdeki ticari risklerden korur. Tescilli bir markanız olursa, başka birinin çoktan tescil ettirmiş olabileceği bir isim için bir sürü para harcamaktan kurtulmuş olursunuz. Bu konuda Patent Müdürlüğü’ne veya Marka Tescil hizmeti veren özel şirketlere danışabilirsiniz.